ELİMDEN,DİLİMDEN,YÜREĞİMDEN ESİNTİLER

SÜPER TEKLİF'E ÜYE OL, SEN DE KAZAN!

TATİL FOTOGRAFLARIM

31/10/2006 · Kategori: anilar

Bayramda TÜRKMENİSTAN'ın başkenti

Aşgabat'a  çocuklarımın yanına gitmiştim.

Önce şehirden birkaç görüntü...

 

Şehirin birçok yeri park olarak düzenlenmiş.

Eğer yolunuz düşerse mutlaka görmelisiniz.

Şehir planlaması çok güzel.Sokaklar tertemiz.

Bir tane çöp bulamazsınız.Doğunun Paris'i diyebilirim.

Atalarımız buralardan gelmiş..

Orta Asya'nın en büyük camisi bu şehirde.20 bin

kişilik bir cami.

8 Ayak denilen bir anıt.Altı müze olarak kullanılıyor.

Etrafı çok geniş park.

 

Eşim ve ben 8 Ayak'ın giriş bölümündeyiz.

Çadır restoran ve garsonu. Eski Türkler'in

kullandığı direksiz çadır.

Çadırın içi.Aslında yemek yerde oturarak yeniyor

ama bizim için masa hazırlamışlar.

Serdar Yolu.Halkı spor yapmaya teşvik etmek için

Sayın Türkmenbaşı'nın yaptırdığı 23 km uzunluğundaki

yürüyüş yolu.

Biz de yürüdük..

Merdivenleri epey çıktıktan sonra aşağının görünüşünü

fotografladık. 

Epey yorulmuştuk aşağıdaki parkta dinlendik.

Firmamızın kuruluşunun 20.yılını kutlama yemeğindeyiz.

Yemekte dans grubunun gösterileri.

 

Oyuna kaldırılıyorum.Ama ben bilmem ki...

Eh.. biraz oynayalım bari.

Küçük oğlum kuzenine para takıyor.Coşmuşlar.

Büyük oğlum da keyifle seyrediyor.

Çocuklar için yapılmış disleylanddan görüntüler.Açılışı

yapılmış fakat son eksiklikleri tamamlanıyor.Misafir

olduğumuzdan gezmemize izin verdiler.Hem gezdik

hem de eğlendik.

 

 

 

 

 

 

 

Burası disleyland yönetim binasınnın kubbesinin iç görünüşü.

Türkiye'den giden güzel sanatlarda  okuyan öğrencilerin kubbe

tavanına yaptıkları resim.O kadar güzel ki..Görmek lazım.

 

Firmamızın orada yaptığı konut binalarından biri.

 

 

 

Kendime aldığım patiklerim ve çantam.

Kalıcı Bağlantı Yorum (12) Yorum yaz!


GEÇTİ PEKİYİ

29/8/2006 · Kategori: anilar

  Okullar açılmıştı.Büyük bir heves ve istekle başladık.

   Günler geçtikçe öğrencimin birinin geçen yıla nazaran

davranış bozukluğu olduğunu gördüm.Aslında hareketli

bir çocuktu.Fakat çok değişmişti. Agresif olmuş,arkadaş-

larını incitiyor,ödev yapmıyor,her söylenene tamam diyor

fakat uygulamıyordu.

   Kendimi kontrol ediyordum çocuğa olan yaklaşımımda

bana göre yanlış yoktu.Ama ortada bir gerçek vardı ki, o

da çocuğun bozuk davranışlarıydı.Bu davranışların bozul-

ma sebebinin aileden kaynaklandığını düşünüyordum.Çün-

kü,çocuklar çok hassastır.Bazen eve gelen bir misafirden

bile etkilenirler.Hemen davranışları değişir.  

    Aile ile konuşmaya karar verdim.Okula çağırdım.Yaz ta-

tilinde neler yaptıklarını sordum.Çocuğun davranışlarının bo-

zulmasına sebep olabilecek bir ip ucu yakalamaya çalışıyor-

dum.Aile tamamen herşeyin yolunda olduğunu evde hiçbir

sorun olmadığını,çocukla yeterince ilgilendiklerini, sorunun

benden kaynaklandığını söylüyorlardı.Çok üzülmüştüm.

    Araştırmalara başladım.Çocuğa ulaşabilmenin bir yolu ol-

malıydı.Eğitim uzmanları ve rehberlikteki arkadaşlarla konu-

şup çeşitli yöntemler buluyorduk.Bu yöntemleri uyguluyor-

dum ama yok yok.Düzelmiyordu.Bu arada aile ile de görüş-

melere devam ediyordum.Onlar beni suçluyordu.Ben de on-

larda kesin bir şeyler var da söylemiyorlar,herşeyi toz pembe

gösteriyorlar diye düşünüyordum.

     Günler geçti.Bir gün anne okula geldi.Hocam dedi.

    -Çok büyük sorunlarımız var.Ne yapacağımı bilmiyorum.

Size anlatayım da rahatlayayım.Belki de çocuğumun davra-

nışları bundandır,dedi.

    Anlatmaya başladı ki dondum kaldım.O an ne diyeceğimi

bilemedim.Şimdi çocuğa hak veriyor ve daha kolay yardımcı

olacağımı düşünüyordum.

   Anneyi teselli edip gönderdim.Başladım çocukla konuşma-

ya.Çocuk meseleleri bildiğimi öğrenince daha rahatladı.Konu-

şuyorduk ve bu konuştuklarımız aramızda sırdı.Kimseye söy-

lemeyecektik.

   Günlerden cumartesi idi. Telefon çaldı.Açtım ki bu anne.

   -Hocam çok bunaldım,size gelebilir miyim? dedi.

Buyur ettim.Geldiler.

   -Çocuğun yanında konuşmayalım,dedim.Fakat olay çığırın-

dan çıkmıştı.Çocuğun bilmediği yoktu.

   Konuştuk.O biraz rahatladı.Ben de elimden geldiğince,dili-

min döndüğünce teselli ettim.Okulun yıl sonu pikniğine davet

ettim.Olur dedi.Çocuktan da ödevlerini yapacağına dair söz

aldım.Gittiler.Ben bir süre "nasıl yardımcı olabilirim"diye dü-

şündüm.Aklımda hep onlar vardı.

    Pazartesi okula gittim.Ödevlere bakarken çocuğun ödev yap-

madığını gördüm.

  -Hani anlaşmıştık.Ödevini yapacaktın,dedim.

   Çocuk:

  -Öğretmenim,akşam babam anneme tabanca çekti Onun için

yapamadım,dedi.

   Öylece kalakaldım.Ne yapabilirdim? Acaba çocuğu bir süreli-

ğine ellerinden alsam mı diye düşündüm.

   Piknik günü anne gelmedi.Geziye gideceklermiş.Hazırlık

yapması gerekiyormuş.Tamam dedim.Aman iyi olsunlar da

gelmesin diye düşündüm.

   Pazartesi okula gittim.Müdürün beni çağırdığı haberi geldi.

Gittim.Müdür:

  -Otur,dedi. Oturdum.

  -T..... senin öğrencindi değil mi?

  -Evet.Ne oldu? Bir şey mi var?

  -Başın sağolsun.Ailece trafik kazasında vefat etmişler,dedi.

Başımdan aşağıya kaynar sular döküldü.Dizlerimin bağı çö-

züldü.

  -Kesin arabada kavga ettiler,diye bağırdım.Beni sakinleştir-

diler.

  Sınıfa gittim.Arkadaşlarına ne diyecektim? Onların da kötü

etkileneceklerini düşünerek, hiçbirşey söylememeye karar

verdim.   

  Günler geçti.Sırası boştu.Çantası,hırkası oradaydı.Çocuklar

soruyorlardı. "T.....nerede? Neden gelmiyor"diye

  Ne diyeyim? "Kaza geçirmişler,hastahanede.İyileşince

gelecek."diyerek oyalıyordum.

   -Hastahaneye gidip ziyaret edelim,diyorlardı.

   -Tamam ayarlayınca gideriz,diyordum.

    Karne günü gelmişti.Bilgisayardan çıkan karnelerin arasında

onunda karnesi vardı.

   GEÇTİ  PEKİYİ....

   Geçti ama nereye?

   Günahsız bir yavru anne ve babasının kurbanı olmuştu..

   Anılarımı yazmaya başladığımda bir gece gözümün önüne

geldi.Sanki beni de yaz diyordu.Yazacağıma söz verdim.

   Karnesini saklıyorum.Zaman zaman elime geliyor.Yüzündeki

masum ve tedirgin ifadeyi hatırlayıp,gözyaşlarımı tutamıyo-

rum.Bu anıyı da ağlayarak yazıyorum.Keşke elmden birşeyler

gelebilseydi..... 

         

                GEÇTİ     PEKİYİ

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!


ARTIK DÖNDÜM

27/8/2006 · Kategori: anilar

    Kaç gün oldu saymadım ama bana çoooook uzun geldi.

Nedenini bulamadığımız bir sebepten blogcu com tamamiyle

kilitlenmişti.Hiçbir sayfaya erişemiyordum.Bütün çabalarım da

sonuç vermedi.Hatta bir ara başka bir bilgisayardan blog sayfamı

kopyalayarak diğer bloglardan sayfa açmayı bile düşündüm.Ama

sonuçta sizlere ulaşamıyordum. Onun için vazgeçtim.Beklemekten

başka çarem yoktu.

   Bu arada eşim iş nedeniyle 4 günlüğüne Almanya'nın Berlin şehri-

ne gidiyordu.Ben de ona eşlik ettim ve gittik. Giderken oranın hava

durumuna bakarak ona göre giysiler aldık.İstanbul sıcak olduğu için

buradan ona göre çıktık.Uçak inerken yolcularda bir hareketlenme

oldu.Herkes kazaklarını,kalın giysilerini giyinmeye başladı.Tabi biz-

de hiçbir hareket yok.Havaalanından dışarıya çıktık ki bir soğuk bir

soğuk.Üstelik yağmur yağıyor.Oralarda valiz açmayalım diye düşün-

dük.Taksi beklerken dondum.Bu ne hava! Hava durumu 23 derece

diyordu ama 18 derece bile değil diye düşündük.Otele vardık.Oda-

mıza çıktık.Çok sıcakmış gibi bir de klima çalışıyordu. Hemen klima-

yı kapattık.Kalın diye götürdüğümüz baharlıklarımızı giydik.Eee ne

yapapacağız şimdi? Yağmur yağıyor ve soğuk.Neyse biraz sonra yağ-

mur durdu.Kendimizi dışarı attık ve gezmeye başladık.Eşim daha

önce de gittiği için bildiği yerleri bana tanıtıyordu.Günü iyi bir şekil-

de bitirdik.

    2.gün hava soğuk ama güneşliydi.Bu gün nereye gidelim diye

gezinirken üstü açık otobüslerin şehir turu yaptıklarını gördük ve

tura katıldık.Bir bölgede fotograf çekelim diye yarım saatliğine in-

dirdiler.Fotografımızı çektik.Daha zaman vardı.Orada bulunan bir

kafede kahve içelim diye oturduk.Otobüsü görüyorduk.Bir de baktık

ki hareket etti gidiyor.

Eşime:

-Hadi gidelim otobüs gidiyor,dedim.

O da.

-Yok canım,daha zaman var,dedi.

Ama otobüs gitti.Hiç aramadılar.Hani burada 2 kişi vardı demediler.

Biz orada kaldık.Fakat daha iyi oldu.Gönlümüzce gezdik.

  Eşim görüşme yapmaya gitti.Ben de oranın ünlü Ka De Ve alışveriş

 merkezini gezdim.Dönüşte bir kafede çay içmek istedim.Çayı iste-

dim parayı verdim.Kızcağız parayı kontrolden geçirdi.Sahte değildi

ama üstünde bir damga vardı.

-         Bu nedir,diye sordu.

Çok iyi ingilizce bilmiyorum.Kendi kendime bizim ülkede döviz bü-

roları paraya damga basarlar diye  nasıl söylemem gerektiğini düşü-

nürken kızcağız:

-Türk müsün?diye sordu.

-Evet,dedim.

-Ben de Türküm, dedi.

  İkimiz de rahatlamıştık.İzah ettim.Oda:

 -Böyle damgalı bir para görmemiştim.Patronuma ne derim,diye

telaşlandım dedi.

-Siz oturun.Bulaşığımı yıkayayım da yanınıza geleyim,dedi.

İki arkadaşı da geldi.Çay içtik.Sohbet ettik.Çok güzel zaman geçirdik.

 

  3.gün sabah baktık ki yine yağmur yağıyor ve soğuk.Eşimle düşün-

dük burada üşümektense gidip İstanbul'da terleyelim dedik ve dön-

meye karar verdik.Bilet olayını hallettik.Zamanımız vardı.Gezmemiz

 gereken hayvanat bahçesine gittik.Orayı da gördük ve havaalanına

yollandık.

 

  Artık evdeydik.Ohhh sıcak ısındık.Evde olmak çok güzel.

Blog sayfamı da kontrol ettim açılmış.Çok sevindim.

 

 Berlin çok güzel. Şehir planlaması çok iyi, temiz.Çok beğendim.

  

 Bir atasözümüz:

 -Bülbülü altın kafese koymuşlar,ah vatanım demiş,der.

 Ben de öyle diyorum.Ne olursa olsun vatanımdan güzeli yok.

 

ZAFER BAYRAMI'nı kutladığımız şu günlerde bize böyle

güzel bir ülkede yaşama fırsatı  sunan, bu ülke için savaşmış

ULU ÖNDER ATATÜRK!ü ve ŞEHİTLERİMİZİ saygıyla

anıyor,tanrıdan rahmet diliyorum.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!


PEYNİR ŞEKERİ

8/8/2006 · Kategori: anilar

    Bir köyde çalışıyordum Köyde yaşayan halkın erkeklerinin

bir kısmı kışın çalışmak için İstanbul'a gelirdi. 

     O sene 1. sınıf okutuyorum. Kış geldi.Kar yağmaya

başladı.O zamanlarda kalorifer yok.  Okul soba ile ısınıyordu. 

      Çocuklardan biri sabah okula gelince doğru sınıftaki

sobanın başına geçer arkası yırtılmış lastik ayakkabısını çıka-

rır, içindeki karları silkeler sobada kurutmaya çalışır ve ders

başlayınca giyinip otururdu.

      Bir gün sınıfa girdiğmde masamın üzerinde kağıda sarılı

bir avuç peynir şekeri (Ben  öyle biliyorum. Bazıları da Konya

şekeri diyor.) gördüm.

      -Bunu kim getirdi?diye sordum.Arka sıralardan gözlerinde

mutlulk, dudaklarında gülümseme ile bir ses:

       -Ben getirdim, dedi. Çocuğun yüz ifadesinden evde bir mut-

luluk olduğu belliydi.  Sordum.

       -Ne oldu çocuğum? Niçin getirdin?

       -Öğretmenim babam İstanbul'dan geldi, dedi. Babası çalışmaktan

dönmüş, ona getirdiği şekerleri o da arkadaşarıyla paylaşmak için oku- 

la getirmişti. Bu çocuk yırtık ayakkabısından karları silkeleyerek

tekrar giyinen çocuktu.

         

     ÇOCUĞUM SENİ ,GÜLÜMSEMENİ, GÖZLERİNDEKİ

MUTLULUĞU HİÇ UNUTMADIM UNUTAMAM.

 

 

 

   Yurdumuzun birçok yerinde hala bu çocuğun durumunda olanlar var.Bunu biliyoruz.Bu durumda olan çocuklar için ne düşünüyorsunuz?

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!


SEN BİLMEZSİN Kİ...

7/8/2006 · Kategori: anilar

     Büyük oğlum 4. sınıftayken okuldan geldi. Ödevlerini yap-

maya başladı. Biraz sonra sızlanarak ve ağlamaklı bir şekil-

de problemlerini çözemediğini söyledi. Ben de gel beraber

çözelim dedim. O zaman daha da  ağlamaklı bir şekilde :

  -Hayır olmaz, sen 1. sınıf okutuyorsun bunları bilemezsin

ki,dedi.

  - Peki o zaman, dedim.( Komşum da öğretmendi.)

  -Seni komşu teyzeye götüreyim onunla çalış olur mu, dedim.

  Kabul etti. Çalışması bitip geldiğinde artık öğrenmişti.

Yüzü gülüyordu.

 

Yaseminozgen arkadaşımın sayfasında okuduğum "GENİŞ

YÜREKLER" anısı benim de bu anımı çağrıştırdı.       

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!


« Önceki :: Sonraki »